- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Ben koyu bir Beşiktaşlıyım.
Beşiktaş yense de yenilse de yine Beşiktaşlıyım.
Bu cümle dışarıdan bakınca basit gelebilir. Ama bizim için öyle değildir. Çünkü biz skora göre değil, karaktere göre bağlıyız.
Gerekirse sokakta oynasın, kaldırımda oynasın… biz yine oradayız. Çünkü biz tribünde durmaya değil, arkasında durmaya geldik. Beşiktaşlı olmak; bir takımı sevmek değil, bir duruşun tarafı olmaktır.
Futbol mu? Siz Öyle Sanın
Futbol diyorlar…
90 dakika diyorlar…
Kural diyorlar…
Ama biz o oyunun sadece sahada oynanmadığını yıllardır yaşayarak öğrendik.
Bazen bir düdükle, bazen kaldırılan bir bayrakla, bazen de ısrarla verilmeyen kararlarla maçın kaderi çiziliyor. Ve biz yıllardır aynı cümleyi kuruyoruz:
“Biz sadece rakibe karşı oynamıyoruz.”
Bu bir bahane değil. Bu, yaşanmışlığın özetidir.
Görülmeyenler, Çalınmayanlar
Beşiktaşlı unutmaz.
Verilmeyen penaltıları unutmaz.
Es geçilen kırmızı kartları unutmaz.
VAR’a gitmeyen pozisyonları unutmaz.
Sonra birileri çıkar ve konuşur:
- “Bu pozisyon başka takım olsa verilirdi.”
- “VAR neden devreye girmedi?”
- “Standart yok.”
Biz yıllardır aynı filmi izliyoruz.
Sadece sahnedekiler değişiyor.
Hata mı, Alışkanlık mı?
Evet, futbolda hata olur.
Herkes için olur.
Ama aynı şey sürekli oluyorsa, buna kimse “şanssızlık” demesin.
Bizim dilimize pelesenk olmuş bir gerçek var:
“Hata bir kere olur. Sürekli oluyorsa, adı değişir.”
İsteyen kabul eder, istemeyen etmez.
Ama bu his artık Beşiktaşlılığın bir parçasıdır.
11’e 12 Oynamak
Bizim için bu bir laf değil.
Bu, sahada hissettiğimiz şey. Beşiktaş sahaya çıktığında bazen sadece rakiple oynamaz;
şartlarla oynar, kararlarla oynar, algıyla oynar. Bu yüzden bizim kazandığımız maçlar sıradan değildir.
Bir direniştir.
Bir inattır.
Bir karakter meselesidir.
Bir arma meseledir.
Bir ruh meseledir.
Bizim Hikâyemiz Temiz Yazıldı
Türkiye’de namağlup şampiyon olan tek takım Beşiktaş.
Avrupa’da gruplardan namağlup çıkan ilk Türk takımı yine Beşiktaş.
Ama biz bu başarılarla övünmekten çok şunu biliriz:
Beşiktaş’ı büyük yapan sadece kazandıkları değil,
nasıl ayakta kaldığıdır.
Düşmeden Büyüyemezsin
Bir yorumcunun çok güzel bir sözü var, serttir ama gerçektir:
“Beş yemezsen büyüyemezsin.”
Bu kulüp ağır yenilgiler de gördü.
Herkesin konuştuğu geceler de yaşadı.
Ama hiçbir zaman saklanmadı.
Çünkü biz biliriz:
Büyük kaybetmeyen,
büyük kazanamaz.
O yüzden biz düştüğümüzde dağılmayız.
Daha güçlü kalkarız.
Bu Bir Sevda Değil, Bir Duruş
Biz sevgimizi; iyi günde, kötü günde, yağmurda, çamurda, deplasmanda… o formanın üzerindeki arma için adamış insanlarız.
Hakemler hata yapar, kararlar can yakar.
Bazen adalet gecikir.
Ama biz inancımızı kaybetmeyiz.
Çünkü biz şuna inanırız:
Hak yiyenler değil, Hakkı Yeten’ler kazanır.
Son Söz: Biz Vazgeçmeyiz
Beşiktaş’ın önüne kim çıkarsa çıksın…
Ne engel konursa konsun…
Biz buradayız.
O forma sahaya çıktığı sürece,
o arma göğüste durduğu sürece…
Mücadele bitmez.
Adalet olur ya da olmaz.
Ama bir şey asla değişmez:
Biz sadece kazandığımızda değil,
her şartta Beşiktaşlıyız.
Ve herkes şunu iyi bilsin:
Biz vazgeçmeyiz.
